IMG_3316

Zigavus Sarımsaklı Şampuan

Herkese merhaba!

Hazır tatili bulmuşken birikmiş yazıları yazmak için harika bir gün dedim :) Şimdi sizlere daha ilk yıkamada bile etkisini görmeye başladığım bir şampuandan bahsedeceğim: Zigavus Sarımsaklı Şampuan. Sarımsağın her derde deva olduğunu bilmeyen yoktur. Bu kez saçlardaki etkisini görelim :)

IMG_3316

Bu şampuan saç dökülmelerine karşı savaşmayı vadediyor ve bence bu konuda oldukça başarılı! Öncelikle saçım eskisine göre daha canlı, dirençli ve sağlıklı görünüyor. Bu durumu içerisindeki beta karoten, çinko ve kalsiyum sağlıyor. Ayrıca mevsimsel geçişler, stres gibi nedenlerle olan saç dökülmemi oldukça azalttı. Bunları yaparken saçımı yağlandırıp, yatıştırmadı. Aksine dolgunluk da verdiğini söyleyebilirim.

IMG_3317

Kullanmadan önce sarımsaklı olması nedeniyle nasıl kokuyor acaba diye korkmuştum. Üzerinde kokusuz yazsa da emin olamadım ama cidden kokusuzmuş :) Piyasadaki diğer şampuanların buram buram kokusundan çok rahatsız olan birisi olarak bu özelliği ile de çok hoşuma gitti :)

Kısacası benim size önerebileceğim bir şampuan. Özellikle saç dökülmesinden şikayetçiyseniz kesinlikle deneyin derim. Ben de şimdiden ikinci kutumu almaya gidiyorum, hatta diğer çeşitlerini de bir inceleyeceğim :) Eczanalerde bulabilirsiniz. Bazı online sitelerde de satıldığını gördüm. Yorumlarınızı bekliyorum!

Görüşmek üzere!

selülitbakimi

Selülitlerle Savaş Başlasın :)

Herkese merhaba!

Bugün sizlere selülitlere karşı bakım rutinimi anlatacağım. Bu konuda şanslı bir insanım, çünkü selülit sorunumun pek olduğu söylenemez. Çok az bir sorunla karşı karşıyayım :) Bunlara karşı ne yaptığımı gelin birlikte inceleyelim.

selülitbakimi

Jane Selülit Kremini kullanana kadar bu tarz kremlerin pek işe yaramadığını düşünürdüm. Bu nedenle sadece Eda Taşpınar At Kılı Fırçasını kullanıyordum. O da tek başına bir yere kadar yardımcı oluyordu. Janze Selülit Kremini günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere kullanmaya başladım. Üzerinde yazan kullanım talimatlarına uyarak, dairesel hareketlerle masaj yaparak kremi cildime yedirdim. Zaten yapısı itibariyle yağlı değil ve kolaylıkla uygulanabiliyor. Bu nedenle çok sevdim :) Kremin içeriğinde doğal, bitkisel yani temiz ürünler bulunuyor. Yeşil kahve, biberiye, elma kayısı gibi doğal ürünler var. Bu nedenle kokusu biraz baharatlı gelebilir. Bu nedenle gece yatmadan yaklaşık 1 saat önce uyguladım ki kokusu çok gelmesin.

IMG_3308

Krem oldukça pratik bir ambalaj içerisinde geliyor. 150 ml olduğu için bana uzun bir süre gitti diyebilirim. Pompalı bir şişeye sahip olduğu için istediğiniz miktarda ürün alabiliyorsunuz.

IMG_3309

Gelelim sonuca :) En mutlu olduğum kısım burası sanırım. Zaten az olan selülitlerimde gözle görülür ciddi bir azalma gözlemledim. Henüz bitmediği için hala kullanmaya devam ediyorum. Sanırım selülitleri sıfırlayacak :) Bu kadar temiz içeriğe sahip ve alerjik testlerden geçmiş bir ürünü size gayet rahat bir şekilde tavsiye ediyorum. Bu ürünle tanıştığım için de kendimi oldukça şanslı hissediyorum. Siz de bu ürüne www.janzekozmetik.com adresinden ulaşabilirsiniz.

IMG_3310

Bu kremle birlikte bir de Eda Taşpınar at kılı fırçasını kullandım. Bu fırça masaj yaparak kan dolaşımını arttırdığı için kremin etkisini daha da arttırıyor diye düşünüyorum.

IMG_3311

Tabi yediğimize içtiğimize dikkat etmek de oldukça önemli. Bol bol su içmek ve tatlıyı azaltmak da gerekiyor :) En zor kısım bu benim için :(

IMG_3312

Bu fırçaya Watsons gibi drug store’lardan ulaşabileceğiniz gibi Lidyana, Modagram, Misspera gibi sitelerden de sipariş verebilirsiniz.

Umarım sizin için faydalı bir yazı olmuştur.

Görüşmek üzere!

Mutlu ve güzel haftalar :)

portakalrengi

Portakalrengi.com açıldı!

Herkese merhabalar!

Bugün sizlere yeni açılan ve pek çok ürünü uygun fiyata bulabileceğiniz bir siteden bahsedeceğim: Portakalrengi.com :) Geçtiğimiz günlerde kendilerinden çok güzel bir kargo aldım. Öncelikle gelen ürünlerden bahsedeceğim.

portakalrengi

Institut Esthederm benim oldukça sevdiğim bir marka. Eau Cellulaire Spray’i de ne zamandır merak ediyordum ancak deneme fırsatı bulamamıştım. Bu ürün diğer markaların termal sularına benziyor. Cilde yenilik ve canlılık katmayı hedefleyen bu üründen bakalım memnun kalacak mıyım ? :) Çok güzel ferahlık sağlıyor ve cildin gerginliğini alıyor. Birkaç kez deneme sonucu memnun kaldığımı söyleyebilirim.

esthederm

Hediye gelen diğer ürün de Annagaspi BB krem oldu. Kore çıkışlı bir ürün kendisi (BB kremin Kore’den çıktığını duymayan kalmamıştır ama yine hatırlatmak istedim :) ). Kore ürünlerini bugünlerde oldukça sevmeye başladım. Cildimi oldukça sağlıklı gösterdiklerini düşünüyorum.  Çok kapatıcılığı yok ama cilde doğal bir parlaklık veriyor. 39 faktör içermesiyle de kalbimi kazandı. Özellikle yaz günlerinde kullanmak için ideal.

annagaspi

annagaspi

Kısaca hediyelerden çok memnun kaldım :) Siteyi inceleyip merak ettiklerime gelirsek, Flavo-C ürünleri oldukça ilgimi çekti. Özellikle maske merakımdan dolayı maskesini baya baya denemek istiyorum :)

flavo-c

Bu maske gün içinde cildimizde birikmiş olan toz ve kiri temizlemeyi hedefliyor. Hele benim gibi İstanbul’da yaşayanlar varsa bu toz, kir olayından oldukça bıkmış olmalılar :( Alınacaklar listeme eklendi bakalım :)

Sizin bu ürünler içerisinde kullandıklarınız var mı ? Önerilerinizi de merakla bekliyorum!

Görüşmek üzere :)

istanbulcoffeefest

İstanbul Coffee Festival 2015

Herkese merhabalar!

Bu hafta sizlere sıcağı sıcağına bir festivalden bahsedeceğim. Türkiye’de ikinci kez düzenlenen kahve festivalinden bahsedeceğim bugün. Dünya’da hızla yayılan 3. dalga kahve trendinin Türkiye’ye geç geldiğini düşünenlerdenim ben de! Öyle çok kahve seven, içen bilgili bir insan değilimdir ama bir kahvenin de kırk yıl hatırı olduğuna inananlardanım :) Bu nedenle festivalin nabzını tutmak için ben de İstanbul Coffee Festival‘in yolunu tuttum. Ne de olsa ‘Coffee is always a good idea’ :) Geçen yıl Rum Okulunda olan bu etkinliğe bilet bulamamış ve üzülmüştüm. Bu yıl Haydarpaşa Gar’ında olduğunu duyunca biletler çıkar çıkmaz soluğu Biletix’te aldım. 24 Ekim Cumartesi 15.00-19.00 seansında oradaydım!

istanbulcoffeefest

Haydarpaşa mekan olarak çok iyi düşünülmüş. Peronlar, eski trenler, tarih derken kendimizi kahve için muhteşem bir atmosfer içerisinde bulduk. Kapandığından beri de ne oldu acaba diye düşünürken dün yıllar sonra kendimi orada bulmak beni de nostalji yapmaya sürükledi :) Eskişehir-İstanbul arası yaptığım seyahatlar, yollardan binen simitçileri hatırladım. Neyse bu kadar nostalji yeter ben festivale döneyim :)

haydarpaşa

Trafik olur diye Levent’ten metroya bindik, Yenikapı’dan Marmaray’a bindik. Ayrılıkçeşmesi durağından 15 dk’lık bir yürüyüşle Haydarpaşa Gar’a ulaştık. Zorlu hava koşulları bizi yıldırmadı :)

haydarpaşa

Şemsiye ve yağmur çizmelerimle güne hazırdım!

5e4a3c3cfb1dceb942d311b405385d81

Bu merdivenlerde fotoğraf çekinmeden olmaz :)

haydarpasa

Biz saat 16 gibi gittiğimiz için girişte uzun sıralar yoktu. Kolaylıkla girdik ancak içerisi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Binlerce kahve aşığı yağmur çamur demeden gelmiş, haliyle standların önünde uzun kuyruklar vardı.

istanbulcoffeefest

Biz başta ne tarafa gitsek nasıl yapsak diye bir kafa karışıklığı yaşadık. Biraz karışık bir düzen vardı. Ayaklarımız bizi nereye götürürse o tarafa gittik diyebilirim :) Ama spontane yapılan şeyler daha bir güzel değil mi ? Tesadüfen ilk gittiğimiz stand Oranca Organik oldu. Bu firmayı kahve festivalinden öncesinde bir arkadaşım sayesinde biliyordum. Hatta Simon Levelt kahvelerle tanışıklığımız bu sayede olmuştu. Fotoğrafta tuttuğumuz çerçeve üzerindeki indirim kodlarıyla indirimli bir şekilde alışveriş yapabilirsiniz. Bence kaçırmayın derim, ben şimdiden sepete bir şeyler attım :)

orancaorganik

Biz bu markayla tanıştıran Gonca Ablayı koymadan da olmaz :) Kendisi oldukça sempatik, tatlı bir insan. Bugün orada gördüyseniz konuşmanızı tavsiye ederim :)

orancaorganik

Buradan da Simon Levelt kahvemizin yanına bir yenisini ekledik. French press’imiz hazır denemeyi bekliyoruz bakalım :)

orancaorganik

Kahvenin yanında canlı müzik de bir başka oluyormuş. Organizasyonun sevdiğim yanlarından birisi de Babylon sponsorluğunda sürekli güzel ve kaliteli müzik olmasıydı. Ancak yağmur nedeniyle sahne önünde biriken su gölü şanssızlık oldu.

istanbulcoffeefest

Uzun bir süre peronlar arasında dolaşıp bol bol kahve kokladıktan sonra artık biz de bir içelim dedik :) Çok fazla kahve içemediğim için (malum biraz çarpıntı yapıyor) şansımı Türkiye şampiyonu baristası olan Brew Lab‘te denemeye karar verdim, iyiki de burada denemişim! Özkan Yetik cidden şampiyonluğunun hakkını veriyor ve içtiğimiz en güzel kahvelerden birisine imzasını atıyor.

brewpub

brewlab

Özkan Yetik’in etkileyici bir kariyeri var!

IMG_3175

Kahvemizi içip ısındıktan sonra gezmeye devam ettik. En etkileyici fikirlerden birisi Kurukahveci Mehmet Efendi tarafından gerçekleştirilmişti. Bir vagonu cafe şekline getirmişler. Tabii yer bulmak oldukça zor olduğundan içine girip şöyle bir bakmakla yetindik.

istanbulcofeefest

Vagonların bazılarının içinde oturulabiliyordu ve muhteşem bir Haydarpaşa manzarası vardı. Biz de aralarda dinlenmek için bu fırsatı kaçırmadık!

istanbulcoffeefest

Since de çok güzel bir manzara değil mi?

IMG_1527

IMG_1545

İkinci durağımız Kronotrop oldu. Burayı ne zamandır duyup merak ediyordum, kısmet bu festivaleymiş :) Burada ilginç bir Türk Kahvesi deneyimi yaşadık. İki farklı çekirdekten çekilen iki farklı Türk Kahvesi bulunuyor: Brezilya Santa Rosalia ve Etiyopya Sidamo Sundry. Brezilya çekirdeği Etiyopya çekirdeklerinden daha sert. Bu nedenle Etiyopya benim için daha uygundu ancak sert kahve sevenleriniz varsa Brezilya’yı tavsiye edebilirim.

istanbulcoffeefest

Ayrıca Fiat’ın bugüne özel kahve çekirdekleriyle kapladığı bu arabaya bayıldım!

istanbulcoffeefest

Ayrıca kahve mutluluğu isimli çalışmam :) Zomato‘ya uğramadan da geçmedik. ‘May the fork be with you’ çantasız olmaz :)

istanbulcoffeefest

Trendsetter İstanbul da bugüne özel değişik bir  selfie mekanizması getirmiş :) Bileklerimize bağladıkları bir sensör sayesinde temasla selfie çektik!

trendsetter

Ayrıca Barista Şampiyonası da düzenlenmekteydi. İlginç bir yarışma diyebilirim :) Seçim yapmak bence oldukça zor olmalı, tüm kahveler oldukça güzel görünüyorlardı. Karşınızda jüri :)

istanbulcoffeefest

Bir vagonda da kahve ile ilgili belgeseller gösteriliyordu. Burada da biraz oturma fırsatı bulduk. Gördüğünüz gibi her yaştan konuk kahve aşkına festivale gelmişti :) Daha önce bir yük treninde oturup bir şeyler izlememiştim!

istanbulcoffeefest

Bol fotoğraflı bir yazı oldu, umarım beğenmişsinizdir! Benim için oldukça keyifli ve değişik bir gün oldu. Kahve çekirdekleri hakkında bilgilendim. Demleme yöntemlerini yakından uygulamalı olarak görme imkanım oldu. Kesinlikle her yıl gidilecek festivaller arasına eklendi!

Görüşmek üzere,

Mutluluk dolu ve kahve kokan bir hafta dileğiyle..

ssl

Yves Saint Laurent Rouge Pur Couture

Herkese merhaba :)

Bu yazımda Yves Saint Laurent’in en başta dışına bayıldığım ruju Rouge Pur Couture Golden Lustre’yi tanıtacağım. Dışına bayıldım dedim çünkü en sevdiğim renklerden altın sarısı parlak bir ambalajı var :) Sizce de çok şık değil mi ?

Ambalajından gözlerimizi aldığımıza göre rujdan bahsedeyim biraz da :) Günlük hayatta kullanmak için doğal bir kırmızı tonunu tercih ettim. 112-Rouge de Venise rengi tam da bu ihtiyacımı karşıladı. 

Ruj içinde parıltılar barındırıyor, yani sadece ambalajı parlak değil :) Dudağı nemlendirici özelliği var hiç kuruluk problemi çekmedim desem yalan olmaz. Tek sorun yaşadığım nokta ürünün kalıcılığı oldu, pek dayanıklı değil. Açıkçası YSL’den daha kalıcı bir ruj beklerdim. Sürekli tazelemek gerekiyor, yoksa dudak kenarında birikme yaparak tuhaf bir görünüme bürünüyor :( 

Rujun üzerindeki YSL baskısı, markanın sofistike yapısını bir kez daha gözler önüne seriyor :) Gerçi biraz yandan zarar vermişim sürerken :/

Dudakta duruşu da fotoğrafımdaki gibi. Gördüğünüz gibi çok koyu bir kırmızı değil. Günlük kullanımlarda da rahatlıkla tercih edilebilir :)

Gelelim fiyat bilgisine :) Kozmetik mağazalarında 100 TL civarında bir fiyata satılsa da internetten çok daha ucuza bulmak mümkün. Ben de bir internet sitesinden 60-70 TL gibi bir fiyata almıştım, bakmanızı tavsiye ederim.


Bir dahaki yazımda görüşmek üzere!

İyi geceler :)

bloggerlarpaylasiyor

Bloggerlar Paylaşıyor Ailesi ile Karaköy Karınca’da Brunch :)

Herkese merhabalar!

Eski blog’umda yer verdiğim bir yazıyı burada da paylaşmak istedim. Çok keyifli bir etkinlik olunca her yerde kayıtlı dursun istiyorum :) Buyrun okumaya :)

Biz geçtiğimiz haftalarda benim de yeni katıldığım ve yazmaya başladığım Bloggerlar Paylaşıyor ailesinden Şafağın Dünyası ve Şans Böceği tarafından düzenlenen Karaköy Karınca ‘da düzenlenen keyifli mi keyifli bir brunch’a katıldım. Benim için çok güzel bir gün oldu çünkü hem uzun süredir keyifle takip ettiğim bloggerlar ile tanıştım hem de her pazar burada kurulan Tasarımcılar Pazarını tanıma fırsatı buldum. 

Öncelikle size mean hakkında bilgi vermek istiyorum. Karaköy bildiğiniz gibi son aylarda oldukça popüler bir bölge haline geldi. Değişik havası, el değmemiş yerel esnaflarıyla geleneksel bir görünümü var bence. Bu da ortama bir sıcaklık katıyor. Karaköy Karınca da bu sıcaklığın hissedildiği samimi bir mekan. Özellikle pazar günleri herkese tavsiye ederim çünkü Tasarımcılar Pazarı da her pazar burada kuruluyor. Kahvaltısına da bayıldım. Serpme kahvaltı şeklinde ortaya geliyor. Oldukça özenli hazırlanmış bir sunum ve masaydı :) 

Gördüğünüz gibi tek eksiğimiz kuş sütüydü desem yalan olmaz :)

Ayrıca isimlerimize özel kurabiyeler de Nihan’ın çok güzel bir jestiydi :)

Sürprizlerimiz kurabiyeyle bitmedi. birbirinden değerli tasarımcılar da bizi unutmamış ve hediyelerle destek olmuşlar. Mini bir çekiliş yaptık bana da çok çok güzel hediyeler çıktı yine şanslı günümdeydim sanırım :) İlk turda el işi ve emekle çok güzel tasarımlar yapan sevgili Tubişkooo‘dan bir broş kazandım. Tam da bana uygun bir hediye çıktı diyebilirim resmen havalara uçtum :) Daha sonra tüm standı ziyaret etmeye gittim ve bir tane de bisikletli kız kolyesi aldım hemen :) Kesinlikle uğramanız gereken bir stand olduğunu özellikle vurguluyorum :)

Sizce de çok tatlı değil mi ama ? :)

Birbirinden güzel kolyelerden bir kesit :)

İkinci çekilişte ise Wood Design House‘tan çok güzel tam da yaz günlerine uygun el yapımı Ananas defter kazandım :) Bundan böyle tüm toplantılara benimle girecek en sevdiğim ajandam olacak gibi :)

Mutluluğun resmi bu olsa gerek :)

Etkinlik sonunda diğer standları da gezme imkanı buldum. Hepsi biribirinden özel, el emeği ile yapılmış tasarımlardı. Kesinlikle hatta şiddetle gitmenizi tavsiye ediyorum.

Good Luck by Hande

Dusty Bird Retro

Pasaklı Butik

Pineapple Design

Elfin Design

İonera Design

Lea Gümüş Tasarım

Takatuka

Takı Mevsimi

Flenstedtr

Tubiskooo

Lolasworks

Pinkylola

Terrasoleterrarium

Aspect Tasarım

Bu güzel gün için tekrardan emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Katılan tüm blogger arkadaşlarımın linklerini de ekliyorum. Mutlaka blog’larına bakmanızı tavsiye ediyorum. 

Tekrar görüşmek üzere!

Güzel haftasonları..

gratis

The Balm – Meet Matte Hughes Likit Ruj, Rimmel London Oje

Herkese merhabalar!

Sonbaharın içinde ilerlerken bugün sizlere bu mevsime çok yakıştığını düşündüğüm bir rujdan bahsedeceğim. Ayrıca bu ruju alırken sık sık Essie-Fiji muadili olarak okuduğum bir ojeyi de aldım. Kendisini çok çok sevdim :) Kısacası keyif aldığım bir alışveriş oldu!

the balm

The Balm mat ruj series Türkiye’ye gelince çok sevindim. Note likit mat rujlarıyla adım attığım bu serüven son hızıyla devam ediyor :) Bu seriden ilk rengim ‘Charming’ oldu. İçinde gül kurusu rengini barındıran çok güzel bir kahve tonu. Genelde nude renkleri sevsem de bu renk için bir istisna yaptım :) Çantamın ayrılmaz bir parçası oldu. Yapısına gelecek olursak benim dudaklarımı pek fazla kurutmadı. Tabii kullanmadan önce, her mat ruj sürüşümden önce yaptığım gibi lip balm uyguladım. Kalıcılığı konusunda ise eh diyebilirim. Anlatıldığı gibi çok kalıcı diyemeyeceğim ne yazıkki. Bir şeyler yiyip içince bir kısmı silindi. Bu nedenle 35 TL’lik normal fiyatıyla değil de indirimli 20 TL’lik fiyatıyla almayı tercih edeceğim ruj. Sırada alınacak renkler ‘Committed’ ve ‘Honest’ tabi bulabilirsem :( The Balm ürünleri ülkemizde oldukça tercih edildiği için istediğim her rengini stoklarda bulamıyorum maalesef. Ülkemizde sadece Gratis mağazalarında satılıyor, ilgilenenlere duyurulur. :)

Bu alışverişimde aldığım bir diğer ürün ise Rimmel London mat serisinden Cheeky Girl oldu. Çok güzel bir beyaz-pembe arası tonu diyebilirim. Açık renkli olduğu için sürümünün bir hayli zor olduğunu söyleyebilirim. Mat olduğundan dolayı da hemencecik kuruyor. bu nedenle ikinci katı geçmek bir işkence olabiliyor. Sürümü zahmetli olsa da renk muhteşem :) Yukarıda fotoğrafta tırnaklarımda uygulanmış halini görebilirsiniz. Yine Gratis mağazalarında bu markaya ulaşabilirsiniz.

gratis

Benin genel olarak beğendiğim ürünler oldu. Siz bu ürünleri kullandınız mı ? Ayrıca bir mat ruj sever olarak mat ruj önerilerinizi merakla bekliyorum :)

Görüşmek üzere!

Mutlu haftalar..

tangleteezer

Tangle Teezer Salon Elite

Herkese merhabalar!

Sizinle bugün sıcağı sıcağına bir ürün paylaşacağım. Geçtiğimiz günlerde Kozmela indirimden oldukça merak ettiğim bir tarağı oldukça uygun bir fiyata aldım. Nedir bu tarak derseniz, Tangle Teezer diyeceğim :) Gerek yabancı, gerek yerli pek çok Blogger’dan duyup yorumlarını okuduğum bu tarak anlatıldığı kadar var mıymış gelin birlikte inceleyelim.

tangleteezer

Tarak gördüğünüz gibi oldukça değişik bir şekilde. İlk gördüğümde bu mu saçı açacak diye düşünmedim değil :) Sonuçta plastik, oyuncak gibi bir şeydi. Meğer kendisi çok marifetliymiş!

tangleteezer

Öncelikle tarağı tutmak çok rahat. Avuç içine göre tasarlandığı için elden kayma gibi bir sorun olmuyor. Tarağın iğne kısımlarının ucunda top top olan şeylerden bulunmadığı için saçı kırıp zarar vermiyor. En çok da bu nedenle sevdim. Eskiden tarağın ucu top top olunca saçı açıyor gibi gelirdi ama bununla hiç ilgisi yokmuş, anladım. Saçlarım ince telli olduğu için hemen karışır, açmak da çok zor olurdu. Hele banyodan sonra öbek öbek tararken dökülen saçlarımı görmek bir kabus olurdu benim için. Maksimum 3 dakikada saçlarımın açıldığını görmek tahmininizce mucize gibi oldu :) Hiç abartmıyorum cidden kısa bir sürede tamamen açılmış saçlara sahiptim.

tangleteezer

Bu mucizeyi tarağın kısalı uzunlu yapısına borçluyuz sanırım. Artık saçı bu sayede nasıl açıyorsa çok da güzel açıyor :) Bendeki Salon Elite serisi. Hem ıslak hem de kuru saçta kullanılabiliyor. Serinin çantada taşınanından, duşta kullanılanına kadar uzanan çeşitleri bulunuyor. Ben Salon Elite’in övgülerini duyup aldım iyiki de almışım diyorum. Rengi de en sevdiğim renk olan pembe olunca daha bir sevdim :p İndirimde 39 TL’ye almıştım, normal fiyatı 55 TL. İndirimde yakalarsanız tadından yenmez :) Bir dahaki indirime de çantamda taşımak için Compact serisinden alacağım.

Görüşmek üzere!

Mutlu, dolaşmayan saçlı haftalar :)

morgantaylor

Pronail Express Manikür Seti

Herkese merhabalar!

Bugün sizlere pazar günü bakım günü diye denediğim bir üründen bahsedeceğim. Pronail Express Manikür Seti İstanbul Coffee Break etkinliğinde bize hediye edilmişti. Araya bayram girdi, tatil girdi derken ancak deneyimleme fırsatı buldum. Lafı çok uzatmadan gelelim setin içeriğine:

-Törpü

-Portakal çubuğu

-Keratinli manikür eldiveni

-Havlu

pro nail

Gördüğünüz gibi setin içerisinde havluya kadar bir manikür için gerekli her şey düşünülmüş. Ayrıca hijyenik olduğu için ben çok sevdim bu seti! İçinden çıkan kılavuza uydum ve törpü ile işe başladım. Törpüleme işini pek beceremiyorum sanırım :( Fotoğrafta görüldüğü gibi pek düzgün olmadı ama idare edin :)

pro nail

Tırnaklarımı törpüledikten sonra ellerimi ılık su ve sabunla bir güzel yıkayıp kuruladıktan sonra ikinci ve en merak ettiğim aşamaya geçtim: keratinli manikür eldivenleri :) Üzerinde yazdığı gibi bir mucize mi acaba ? :)

pro nail

İçerisinden 2 adet aşağıdaki gibi eldiven çıkıyor.

pro nail

Ben uygulamayı iki elime aynı anda yapmadığım için (etleri itme işlemi olduğu için bir elim temiz kalsın istedim) bir elime eldiveni giydim ve tırnak, tırnak etlerime masaj yaparak keratinli kremi yedirdim.

pro nail

7 dakika kadar elimi havluya sarılı bir şekilde beklettim. Keratinler ısıyla birlikte daha faydalı oluyormuş.

pro nail

7 dakika tuttuktan sonra eldivenin uçlarını tek tek delerek portakal çubuğu ile etlerimi ittirdim. Dilerseniz daha sonra fazla etlerinizi kesebilirsiniz de. Benim çok et sorunum olmadığı için portakal çubuğu ile yetindim. Keratinli krem ellerimi yumuşacık yaptığı için bu işlemde hiç zorlanmadım. O kadar mucizevi olmasa da gayet beğendiğim bir ürün oldu diyebilirim.

pro nail

pro nail

Üzerinde 9 dakika yazsa da ellerimi tek tek manikür yaptığım için bu süre yaklaşık yarım saate çıktı. Bence oldukça makul bir süre. Evde hijyenik ve pratik bir manikür istiyorsanız tam size göre bir set diyebilirim. Bundan sonra da alıp kullanacağım ürünler arasında çoktan yerini aldı bile. Bu seti Migros ve Macrocenter’larda rahatlıkla bulabilirsiniz. Pronail‘in online satış sitesinden de bu setlere ulaşabilirsiniz. Sırada pedikür setini deneyeceğim, ondan da memnun kalacağımı düşünüyorum :) Ayrıca aşağıdaki video’da kısaca bu setin uygulanışını izleyebilirsiniz.

Son olarak Morgan Taylor – Seal the Deal ojeyi sürdüm ve üzerine de daha önceki yazımda anlattığım Sally Hansen Insta-Dri Top Coat‘u uyguladım. Nasıl buldunuz? :)

morgantaylor

Sizin manikür pedikür ritüelleriniz nasıl ? Hangi ürünleri kullanıyorsunuz ? Yorumlarınızı merakla bekliyorum :)

Görüşmek üzere!

brushegg

Makyaj Fırçalarının Kurtarıcısı: Brush Egg

Herkese merhabalar!

Bugün sizlere bu hafta bana ulaşan bir üründen bahsedeceğim. Elime geçer geçmez denedim, fırçalarımı da bugün için bekletiyordum heyecanlı bir şekilde :) Nedir bu ürün derseniz hemen sizi bekletmeden konuya geçeyim.

Blog işinde ilerledikçe fırça dünyasının derinliklerine doğru daldım diyebilirim. E fırçalar artıkça temizliği de bir o kadar arttı. Fırça yıkamak benim için her pazar günü cilt bakımı rutinim gibi yapılması gereken bir iştir ancak sancılı bir iş benim gibi üşengeç bir insan için :) Fırçalar ılık suda yüz temizleme ürünüyle durmadan ovalanarak yıkanacak derken hayattan soğuyordum :) Bugün ilk kez mutlu bir şekilde geleneksel fırça yıkama işini tamamladım hem de oldukça kısa bir sürede. Fotoğrafta gördüğünün pembiş mi pembiş tatlı şey işte bunu sağlayan. klasik Ali Express gezinmelerim sonucu tesadüfen bulduğum bir ürün kendisi. Çeşitli Instagram hesaplarında görüp pahalı satıldığı için bir türlü elim gitmiyordu. 1.44 Dolar’a görünce almadan edemedim. Siz de almayı planlıyorsanız buraya bir bakmanızı öneririm. Yaklaşık 1 ay gibi bir sürede gelse de beklemeye değiyor bence. Şimdiye kadar pek çok alışveriş yaptı, hepsi de sorunsuz bir şekilde elime ulaştı. Olur da ulaşmazsa da zaten para iadesi yapıyorlar.

brushegg

Ürün oldukça kullanışlı. 2 parmakla rahatlıkla tutuluyor. Zamandan da oldukça tasarruf ettiriyor. Real Techniques Expert Face tipindeki fırçalarımı (fondoten, pudra, allık fırçaları türevlerini) çizgi çizgi olan kısımda yıkamayı tercih ettim.

brushegg

brushegg

Far, kapatıcı fırçası gibi daha küçük fırçalarımı ise nokta nokta pıt pıtlı kısımda yıkamayı daha kullanışlı buldum.

brushegg

Sizin makyaj fırçası yıkama ritüeliniz nasıl ? Hangi ürünleri tercih ediyorsunuz? Benim gibi yüz temizleme ürünlerini bu iş için kullanıyor musunuz? Yorumlarınızı merakla bekliyorum!

Görüşmek üzere..

Mutlu haftalar :)